TurkceMirc Yukle Mircindir

Nedir admin - Kimdir: Perşembe, Nisan 8, 2010

Nedirkimdir Mirc Chat sOhbet Muhabbet programi yukle

mIRC, Türkçe mIRC indirebilir, Sohbet, Chat yapabilirsiniz

Türkçe mIRC, Nedirkimdir mIRC Script ve mIRC 6.34, mIRC 6.21 mIRC sürümlerini sitemizde bulabilirsiniz. Seviyeli Sohbetin ve Muhabbet için yeni Chat IRC Platformu
kelebek script, mirc script, türkçe mirc, kelebek mirc, kelebek sohbet, kelebek chat, kelebek cafe, kelebek mırc, kelebek script türkçe, kelebek script

NedirKimdir mIRC • Etiketler: , , , , , , , , , , , , ,

Teleskop Nedir

Nedir admin - Kimdir: Cumartesi, Eylül 12, 2009

Teleskop Nedir?

Gök cisimlerinin, daha büyük görüntüler şeklinde görülmesini sağlayan ve özellikle rasathanelerde kullanılan bir optik âlet.

Teleskopun esas kısımları şunlardır : a – Objektif ödevini gören bir çukur ayna. b – Oküller, c – Objektifin verdiği görüntüyü oküler önüne getirmeğe yarayan bir düzlem ayna.Objektif, yıldızların görüntüsünü, odak düzleminde verir. Düzlem ya da küresel olabilen küçük yüzeyli bir ayna, bu görüntüyü oküllerin önüne getirir, oküller ise bu görüntüyü daha büyük bir açı altında görmemize yarar.

Dünyanın en büyük teleskobu Amerika`da Palomar Rasathanesinde bulunmaktadır. 1948 Mayısında açılış töreni yapılan bu teleskobun yapılışı, içinde yaşadığımız yüzyılın en hârikalı işlerinden birini teşkil eder. Yapılışında çok emeği geçen Dr. Hale`in adını taşıyan bu teleskop aynasının açıklık çapı 5.08 m. ve odak uzaklığı 16.92 m. ve odak uzaklığı 16.92 m. dir. Yapılması 14 yıl sürmüştür.

NedirKimdir nedir

Gaziosmanpasa ilcesi sohbet chat mirc muhabbet odasi

Nedir admin - Kimdir: Cuma, Temmuz 30, 2010

Gaziosmanpasa ilçesi çet sohpet mrc sohbet chat muhabbet turkmirc turkchat turksohbet mircyukleme mircindirme sitesine hosgeldiniz.

Bu sitede Yeni arkadaşlıklar kurabilirsiniz.

Fatih Mirc chat programi yuklemek icin Buraya tiklayiniz.

Gaziosmanpasa ilcesi Yazili web chat sohbete girmek icinde burya tikliyabilirsiniz.

iyi hoşça dostça sohbetler dileriz.

NedirKimdir chat, mIRC, muhabbet, sohbet • Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Şemsettin Günaltay Biyografisi

Nedir admin - Kimdir: Cuma, Nisan 9, 2010

şemsettin günaltay

1883’te Erzincan Kemaliye’de doğan Günaltay, Lozan Üniversitesi Doğa Bilimleri Bölümü’nden mezun oldu. Yurda dönünce çeşitli liselerde müdürlük yaptı ve bu sırada tanıştığı Ziya Gökalp’in etkisiyle Türk tarihini araştırmaya başladı. 1914’te Darülfünun’daki ıslahat çalışmaları sırasında Edebiyat Fakültesi Türk tarihi ve İslam kavimleri tarihi profesörü, daha sonra da İlahiyat Fakültesi dekanı oldu. 1915’te Ertuğrul Sancağı’ndan Bilecik mebusu seçilerek Meclis-i Mebusan’a girdi ve Meclis dağılana kadar bu görevde kaldı.

Bir süre İstanbul Belediye Meclisi’nde üyelik ve başkan vekilliği de yapaan Günaltay, Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti’nde görev aldı. 1923-1950 yılları arasında Sivas, 1950-1954 yılları arsında Erzincan milletvekilliği yapan , 1949’da Hasan Saka’nın istifası üzerine başbakanlığa getirilmiş ve Demokrat Parti iktidarına kadar bu görevini sürdürmüştü. CHP İstanbul il başkanlığı ve Kurucu Meclis üyeliği de yapan Günaltay, 1961’de İstanbul senatörü seçildi, ancak göreve başlayamadan öldü. 1941’den ölene dek Türk Tarih Kurumu’nun başkanlığını yapan Günaltay’ın eserleri arasında, Zulmetten Nura, Hurafattan Hakikata, İslam Dini Tarihi, Maziden Atiye sayılabilir.

Eski başbakan ve tarihçi 19 Ekim 1961’de Ortaköy Şifa Yurdu’nda prostat kanserinden öldü. Cenazesi İstanbul Üniversitesi’nde yapılan bir törenden sonra vasiyeti üzerine Ankara Asli Mezarlığı’nda kızının yanında toprağa verildi.

Meslek: başbakan

NedirKimdir Biyografi • Etiketler: , ,

ClamWin Free Antivirus

Nedir admin - Kimdir: Cuma, Ağustos 21, 2009

ClamWin ücretsiz bir virüs tarama yazılımıdır. Sadece virüsleri siz tarama işlemi yaptığınızda bulmaktadır, aktif olarak çalışan bir uygulama değildir. Bilgisayarınıza sağ tuşa eklenir ve dilediğiniz dosya veya klasörü tek tuş ile tarama yapabilmenize imkan sağlar

NedirKimdir Program Bilgi • Etiketler: , , , , , ,

Said Nursi Kimdir

Nedir admin - Kimdir: Cuma, Ocak 9, 2009

1876 yılında Bitlisin Nurs köyünde doğdu. Geleneksel dini eğitim gördü. 1908de II.Meşrutiyetin ilanından hemen önce İstanbula geldi. 1909 tarihinden sonra hayatını Doğu Anadoluda sürdürdü. 1911de İstanbula döndü. I.Dünya Savaşında Teşkilat-ı Mahsusada çalıştı. Doğu Cephesinde Ruslara karşı savaştı. 1915-1917 arasında Ruslar tarafından savaş esiri olarak alındı. Savaştan sonra ülkeye döndü ve Cemiyet-i Müderrisin ve Kürt Neşr-i Maarif Cemiyetinin kurucuları arasında yer aldı. Milli Mücadele hareketine katıldı. 1923te iktidardan desteğini çekti. 1925 yılında çıkan bölücü isyanlara karşı milli bütünlükten yana tavır aldı.
Önce Isparta yakınlarında bir köye ardından Eskişehir (1935), Kastamonu (1936), Denizli (1943) ve Afyon Emirdağa (1945) sürüldü. 1950de DP iktidara gelince serbest bırakıldı. Risale-i Nur Külliyatı adı altında topladığı eserleri kaleme aldı. 1960 yılında vefat etti.

YORUM
BEDİÜZZAMAN SAİD NURSÎ
VELİ SIRIM

Bediüzzaman Said Nursî, 1878 yılında Bitlisin Hizan Kazasına bağlı İsparit Nahiyesinin Nurs Köyünde dünyaya geldi.

Öğrenim hayatına dokuz yaşında Tağ Köyündeki medresede başladı. Eğitim hayatı çok hareketli geçti. Kendine uygun medrese arayışıyla yaşadığı bölgede bir çok medreselerde kısa sürelerle bulundu. Bu arayış yaklaşık üç yıl sürdü. Bu dönem içerisinde, Kurân-ı Kerimi hatmedip, medrese usulünün başlangıç kitaplarını okudu. Fakat öğrenim hayatının en önemli kısmı Doğubeyazıtta geçirdiği üç aylık dönemdir ki, bu dönemde, Şeyh Mehmet Celâlîden ders aldı ve medrese eğitiminin temel kitaplarından olan seksenden fazla kitabı tahkik etti ve icazet alarak Doğubeyazıttan ayrıldı.
Daha sonra Bitlise giden Said Nursî, o dönem medrese âlimleri arasında gelenek olan ilmî tartışmalara katıldı. Bu ilmî münazaralardaki üstün başarıları, zekâsı ve hafızasıyla herkesin takdirini kazandı. Bu tartışmalar sonunda on altı yaşındayken aldığı icazetini kabul ettirip, ilmî rüştünü ispat etti ve Bediüzzaman diye anılmaya başlandı.

Genç âlimin ününü duyan Van Valisi Hasan Paşa onu Vana davet etti. Vanda uzun süre kaldı ve araştırmalarına devam etti. Hasan Paşanın yerine tayin olan Tahir Paşanın geniş kütüphanesinde fen ilimlerine dair kitapları inceleme imkânı bularak fizik, kimya, coğrafya, astronomi ve felsefe ile ilgilendi.

Vanda bulunduğu yıllar Said Nursînin düşünce dünyasında önemli oluşumların meydana geldiği dönemdir. Bir gazetede okuduğu İngiliz Sömürgeler Bakanı Gladstoneun Kurânın yok edilmesi veya Müslümanların Kurândan soğutulması gerektiğine dair sözü Bediüzzamanı derinden etkiledi ve daha sonraki hayatını Kurânın anlaşılmasına adadı.
Doğunun en önemli problemlerinden olan öğrenim ihtiyacının giderilmesi için Doğuda fen ilimleriyle medrese ilimlerinin birlikte okutulacağı bir üniversite kurulması gerektiğini düşünen Üstad Said Nursî, bu fikrini hükümete iletmek ve böyle bir projeyi gerçek gerçekleştirmek için gerekli teşebbüslerde bulunmak amacıyla 1907de İstanbula gitti. Maltada Şekerci Handa kalırken, İstanbulun ileri gelen âlimleriyle görüşmeler yapan Üstad Said Nursî, kapısına Burada her soruya cevap verilir ancak soru sorulmaz diye yazarak sarayın, ilim çevrelerinin ve halkın dikkatini üzerine çekti.

Doğuda kurulmasını istediği üniversiteyle ilgi fikirlerini bir dilekçeyle saraya iletti. Fakat dönemin hükümeti bu ihtiyacın önemini kavrayamadı ve projenin gerçekleşmesi için herhangi bir teşebbüste bulunmadı. Aksine, gerek daha önceki hayatında baskı kabul etmeyen davranışları, gerekse İstanbula gelişiyle sergilediği tavırlar sonucunda halkın etrafında toplanmaya başlaması sebebiyle zaten en ufak bir hareketten bile şüphelenen Sarayın kuşkulanmasına sebep oldu. Saray, onu tımarhaneye gönderdi. Ancak doktorlar Eğer bu adamda zerre kadar cünun varsa dünyada akıllı adam yoktur diye rapor verdi.

O yıllarda İstanbulun gündemini hürriyet ve meşrutiyet tartışmaları oluşturuyordu. Üstad Said Nursî de bu tartışmalara katıldı ve gazetelerde yayınladığı makaleleriyle hürriyet ve meşrutiyetin İslâma aykırı olmadığını bilakis istibdat ve mutlâkiyetçi yönetimlerin İslâma aykırı olduğunu savundu. Ayrıca, Meşrutiyetin ilânının üçüncü gününde İstanbulda meşrutiyete sahip çıkan bir nutuk okudu. Aynı nutku Selanik Hürriyet Meydanında geniş bir halk kitlesi karşısında tekrarladı. Meşrutiyetin getirdiği serbestlik ortamında filizlenen bir çok siyasî oluşuma katıldı ve pek çok siyasî olayın içinde yer aldı.
1909 yılındaki 31 Mart olaylarında karışıklığı önlemek amacıyla konuşmalar yapmasına ve yatıştırıcı rol oynamasına rağmen, tutuklanarak Divan-ı Harpte idam talebiyle yargılandı ve beraat etti. Bu mahkemedeki müdafaasını daha sonra İki Mektebi Musibetin Şehadetnamesi adıyla yayınladı.
1910 yılında İstanbuldan ayrılarak Vana döndü ve yöredeki aşiretleri ziyaret ederek başta meşrutiyet, hürriyet, anayasa, parlamento gibi konular olmak üzere bir çok konuda yöre halkını aydınlatıcı bilgiler verdi. Aynı yıl, bu görüşmeleri özetleyen Münazarat adlı eserini yazdı.
Aynı yılın kışında Şamda bulunduğu sırada yöredeki âlimlerin daveti üzerine Şam Emevî Camiinde âlimlere hitaben İslâm dünyasının problemleri hakkında hitapta bulundu. Bu konuşması 1911 yılında Hutbe-i Şamiye adıyla yayınlandı. Şamdan ayrılarak İstanbula gitti ve aynı yıl içerisinde Sultan Reşadın, Üsküpte bir üniversitenin temel atma törenini de içeren Rumeli seyahatine doğu illerini temsilen katıldı. Balkan savaşları sebebiyle yarım kalan bu projenin Doğuda gerçekleştirilmesi için Padişahı ikna eden Üstad Said Nursî, 1912 yılında İstanbuldan ayrılarak tekrar Vana döndü. 1913 yılında Medresetüz-Zehra adını verdiği üniversitenin temelini Van Valisiyle birlikte attı. Ancak Birinci Dünya Savaşı çıkınca öğrencileriyle birlikte cepheye gitti ve uğruna çok çaba sarf ettiği üniversite projesi de savaş sebebiyle yarım kaldı.

Savaş sırasında İşârâtül-İcâz isimli tefsir kitabını yazmaya başladı. Bu savaşta pek çok talebesi şehit oldu ve kendisi de 1916da Ruslara esir düştü. Yaklaşık iki buçuk senelik esaret hayatı Rus ihtilalinin getirdiği karışıklık sırasında firar etmesiyle son buldu. Sibirya, B erlin, Varşova ve Sofya üzerinden 1918de İstanbula geldi.

İstanbulda kendisine hem ilim çevrelerince, hem de saray çevresince büyük ilgi gösterilmiş ve Darül-Hikmetil-İslâmiye üyeliğine tayin edilmiştir. İstanbulda bulunduğu yıllarda Nokta, Sünuhât, Lemâat, Katre, Habbe, Zerre, Şemme adlı risâlelerini yazdı ve bunlarla birlikte yirmi iki eserini matbaada bastırdı. Baskısı yapılan bu eserler arasında daha önce yazdığı mantık ilmine ait Kızıl İcaz ve İşârâtül-İcâz adlı tefsiri de yer almaktadır.

Takvimler 1920 yılını gösterdiğinde İstanbul İngilizler tarafından işgal ediliyordu. Üstad Said Nursî işgale karşı tepkisini yayınladığı Hutuvat-ı Sitte risâlesiyle halkı işgale karşı uyandırmaya çalıştı ve Anadolu hareketini isyan olarak niteleyen Şeyhülislâm fetvasına karşı bir fetva yayınlayarak Kuva-yı Milliye hareketini destekledi. İstanbuldaki faaliyetleri sebebiyle hakkında İngilizlerin idam kararı aldığı Said Nursî, Anadoluda ki Büyük Millet Meclisi tarafından ısrarla Ankaraya davet ediliyordu. Bu davetler sonucunda 19 Kasım 1922de Ankaraya geldi ve Mecliste resmî bir törenle karşılandı.
Ancak, vekillerin dine karşı umursamaz tavırları karşısında uyarı için bir beyanname yayınladı. Fakat onun bu çalışmaları, Mustafa Kemal ile tartışmalarına sebep oldu. Vekiller Yunan ordusu karşısında alınan galibiyetin coşkusuyla avunurken o Zeylü-z-Zeyl adlı tabiatçılık ve determinizmi eleştiren Arapça risâlesini yayınladı. Bu eserin dışında Hubab ve Zeylül-Hubab adlı eserlerini yazdı. Ankara Hükümetince kendisine, milletvekilliği ve Şark umumî vaizliği ve diyanet üyeliği gibi makamlar teklif edildi. Ancak o, bütün bunları kabul etmeyerek, 1923 Mayısında Ankaradan ayrılarak Vana gitti.

Vanda Erek dağında inzivaya çekildi ve ibadetle meşgul oldu. Siyasetin merkezinden kendisine önerilen makamları reddederek bir dağın başına çekilip, siyasetten uzak durup ibadetle meşgul olması Üstad Said Nursîde yeni bir dönemin işaretlerini veriyordu. Esaret hayatından itibaren başlayan sorgulama sonucunda, Kurânı 20. yüzyıl insanının anlayışına uygun bir tarzda açıklayan Risale-i Nurun yazıldığı ve kendisinin Yeni Said Dönemi diye adlandırdığı yeni bir dönemi ortaya çıktı.

Bu Yeni Said döneminde onu hiç rahat bırakmadılar. 1924 yılında başlayan Şeyh Said isyanı bahane edilerek Ankara Hükümetinin emriyle Erek Dağından alınıp Burdura mecburî ikâmete gönderildi. Burdurla başlayan dönemde yalnızlığa mahkum edildi.

Burdurda Nurun İlk Kapısı adlı eserini yazdı. Buradan 1926 yılında Ispartaya gönderilen Üstad Said Nursî, Ispartada kısa bir süre kaldıktan sonra Eğirdir İlçesinin Barla Köyüne mecburî ikamete gönderildi. Barladaki yaklaşık sekiz yıllık mecburî ikamet hayatı boyunca Sözler, Lemalar ve Mektubat adlı eserlerin büyük bölümünü yazdı. Barla döneminde zehirlenme, özel hayatın ihlâli ve dostlarıyla görüşmelerin keyfi engellenmesi gibi çeşitli baskı ve zulümlerle rahatsız ettikleri Üstad Said Nursîyi daha yakından gözleyip, kontrol altında tutmak için Ankaranın emriyle tekrar Isparta merkezine getirdiler. Said Nursî adından korkanlar onu göz hapsinde tutmakla engellemenin mümkün olamayacağını anlayınca, bu defa onu hapse göndermenin yollarını aramaya başladılar ve Tesettür Risalesi adlı eserini bahane ederek; gizli örgüt kurmak, rejim aleyhtarlığı yapmak, rejimin temellerini sarsmak gibi ithamlarla Üstad Said Nursî ve talebelerini Eskişehir hapsine gönderdiler.

19 Ağustos 1935 tarihinde verilen kararla bir sene hapis ve Kastamonuda bir yıllık gözetim altında zorunlu ikamete mahkum edildi. Eskişehirdeki bir yıllık hapis hayatının ardından Kastamonuya gönderildi.
Yedi yıl süren Kastamonu hayatında Ayet-ül Kübrâ, Birinci Şua, İkinci Şua, Yedinci Şua ve Sekizinci Şua adlı eserlerini yazdı. Bu defa da Ayetül-Kübrâ risâlesi hakkında açılan davadan dolayı Denizli mahkemesinde yargılandı ve beraat etti. Ancak Ankara hükümetinin talimatıyla Afyonkarahisarın Emirdağ ilçesinde zorunlu ikamete tabi tutuldu. 1948 yılında Afyon Ağır Ceza Mahkemesi tarafından hakkında yeniden dava açılan Üstad Said Nursî, 1949 yılında beraat etti. Ancak eserleri müsadere edildi. Müsadere kararının temyiz edilmesi üzerine Afyon Ağır Ceza Mahkemesi 1956 yılında Risale-i Nurun serbestçe basılması ve dağıtılması yönünde karar verdi. Afyon mahkemesinin beraat kararının ardından yeniden Emirdağa döndü.
Üçüncü Said olarak adlandırdığı dönem ise Risale-i Nuru neşir, yani çoğaltma ve yayma dönemidir. Bu dönem Bediüzzamanın Risale-i Nurun yayılmasına ve anlaşılmasına yönelik hizmetlere ağırlık verdiği, hizmetin geleceği açısından sosyal hayatla meşgul olduğu bir dönemdir. Bu yıllar bir nebze de olsa rahatlamanın ve hürriyet havasının estiği yıllardır. Muhtelif halk tabakalarına Risale-i Nur hakikatleri duyurulmuş ve özellikle üniversite ortamlarında Risale-i Nur okunmaya başlamıştır.
1952de Gençlik Rehberi adlı eseri hakkında açılan davaya katılmak üzere İstanbula gitti ve bu mahkeme de beraat kararıyla sonuçlandırıldı.
İstanbuldan Emirdağa gitti. Ancak Samsunda açılan yeni bir dava sebebiyle Samsuna gitmek için İstanbula geldi. Çok yorgun ve hasta olduğu için hastane raporu alarak istinabe yoluyla İstanbul mahkemelerinde ifade verdi. İstinabe Mahkemesinin Samsuna gönderdiği ifadesi sonunda beraat etti.
İstanbuldan tekrar Emirdağa dönen Said Nursî, oradan Ispartaya gitti ve ömrünün son dönemlerini, Emirdağ ve İstanbula kısa ziyaretlerde bulundu.
1960 yılı Ocak ayında başladığı seyahatinde İstanbul, Ankara, Konya ve Emirdağa uğrayarak tekrar Ispartaya döndü. 20 Mart 1960 yılında hasta olmasına rağmen, kendilerinin ısrarlı isteği sonucunda talebeleri tarafından Urfaya götürüldü. Burada hastalığı iyice ağırlaşan Üstad Bediüzzaman, 23 Mart 1960 tarihinde kaldığı otelin mütevazi odasında hakkın rahmetine kavuştu.

HAKKINDA YAZILANLAR

1.Bediüzzaman Said Nursi
Hayatı – Yolu – Eseri
Nevzat Köseoğlu
Ötüken Neşriyat / Kültür Serisi

Bu kitap, Osmanlı`nın son dönem aydınlarından birinin hayatını ve eserini anlatmaktadır. Said Nursi`de, diğer son dönem kahramanları gibi, Devlet-i Aliyye`yi ayakta tutabilmek için bütün varlığı ile uğraştı; ama, tarihin akışını değiştiremediler. Enver Paşa o neslin bayrak ismi idi ve Türkistan`ın bağımsızlığı yolunda şehit oldu. Diğer birçokları da Çanakkale`de, Sarıkamış`ta, Galiçya`da, Süveyş`te ve Sakarya`da Hak`a vardılar. Onlar, inandıklarına tam inanıyor, bütün varlıkları ile bağlanıyorlardı. En gerçekçileri Mustafa Kemal`di; bize Cumhuriyet`i bıraktı. O neslin gelecek nesiller için yarattığı en büyük örnek, bağlanışlarındaki yücelik ve derinliğini temellendirdiği ülkücülükleridir. Said Nursi Cumhuriyeti kuranlarla yolları ayrıldıktan sonra, bir başka yoldan, yine ülkücülüğün en erişilmez örneklerini verdi. Bu sefer, siyaset dahil, bütün dünyaya sırtını dönerek, “İslam`ın Kalesi ve Kahramanları” dediği Türk milletinin imanını kurtarmak işini üstlendi. Türk milleti ve Anadolu, dünyaya imanın aydınlığını yayan yeni bir merkez olacaktı… 1925`ten ölümüne kadar bütün ömrü, hapislerde ve sürgünlerde geçti; ama, hiç kimse onu eğip bükemedi; hizmetinden bir adım geri attıramadı. Bu kitabı, her türlü peşin hükümden uzak, güzeli güzel, iyiyi iyi olarak görmek üzere okuyun.

2.Modern Asrın Kelam Alimi Bediüzzaman Said Nursi
Muhsin Abdulhamid
Nesil Yayınları

Bu eserimde, Bediüzaman`ın fikri bunalımlarla dolu klasik ilm-i kelamdan nasıl yeni ilm-i kelama geçiş yaptığı üzerinde durdum. Materyalist medeniyeti ve onun sömürgeci esaslarını, İslam düşmanlarının Müslümanlar aleyhinde ki planlarını, İslamiyet ve Müslümanlar hakkındaki asılsız iftiralarını tarumar edip, iddialarını boşa çıkardığını, aynı zamanda Mülümanların müdafaası, kurtuluş ve muzafferiyetleri için bütün mücahede yollarını kullanarak ortaya koyduğu fikri mücadeleyi anlattım. Bu çalışmalardan sonra, ilmi ve fikri birikimiyle getirdiği İslami düşünce yapısına ait yenilikler, fikri altyapısı, terbiye üslubu gibi bir çok yönleriyle Bediüzzaman`ın ele alınmasının büyük bir ihtiyaç olduğunu açıkça hissettim. Bu alanda çalışanları Allah`ın muvaffak eylemesini diliyorum.

3.Belgelerle Bediüzzaman`ın Kabir Olayı
Necmeddin Şahiner
Timaş Yayınları / Yazılamayan Yakın Tarih Dizisi

Tarih milyonlarca gönüle taht kurmuş bir güzel insanın, ebedi istirahatgah`ında uyurken, kabrinin parçalanarak, naa`şının çalınmasına şahit oluyordu. Bu mübarek zatın tam 111 gündür misafir olduğu kabri karanlık emelli kişilerce balyozlarla parçalanıyor ve naa`şı büyük bir gizlilik içinde bilinmez bir diyara kaçırılıyordu. Evet yüzyılımızın utanç perdelerinden biri
daha aralanıyor… Ve, artık inkarı mümkün olmayan bu insanlık dışı olay, faillerini tarihe karşı sorumlu olmaya çağırıyor!..

4.Beyaz Gölgeler
A.Rahmi Erdem
Timaş Yayınları / Hatıra Dizisi

Bu kitapta; maddi mahrumiyet senelerinde, manevi varlığın sırrına ve zevkine erişmiş, meçhul asker hükmündeki bahadır insanların fazilet ve şerefle dolu ibretli hayat sahnelerini bulacaksınız.Bu kitapta, yeniden yetişmiş bir Alp Erenler kuşağıyla tanışacaksınız. O esaret sıkıntısı altında, Anadolu insanına sırrını bulacaksınız.

Bu kitapta, Hz. Bediüzzaman`ın köylüsüyle, askeriyle, subayıyla, polisiyle her kesimi kucaklayan ve bağrına basan, selamını almayan ve arkasını dönenlere bile selamını yenileyen İslami şefkat ve asaletini göreceksiniz.Bu kitapta, tarihi şeref ve fazilet mücadelesinde maziye mührünü vuran namsız ve nişansız kahramanların hayat hikayelerinden çarpıcı dersler çıkaracaksınız. Hülasa, bu kitapta kaybettiklerimizle tekrar kucaklaşmanın saadet ve sevincini yaşayacaksınız.

NedirKimdir Kimdir • Etiketler: , ,